ADVERTISEMENT
>> CLOSE <<

Mehterân & kizilordu korosu & semâ grubu ( segâh )

 Uploaded turkuazahmettt on Youtube
Bookmark and Share 

 Description

Tekbîr makâm : segâh bestekâr : buhûrîzâde mustafa itrî efendi allâhû ekber, allâhû ekber lâ ilâhe illâllâhû vallâhû ekber allâhû ekber ve'lillâhi'l-hamd salât-i ümmiye makâm : segâh bestekâr : buhûrîzâde mustafa itrî efendi allahümme salli alâ seyyidinâ muhammedini'n-nebiyyi'l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim salavât-i şerîf allahümme salli alâ seyyidinâ muhammedini'llezi ca'ebilhakkûl mübîn ve erseltehû rahmetel lil'âlemin niyâz ilâhîsi makâm : segâh bestekâr : sultan veled şem'i ruhuna cismimi pervâne düşürdüm evrâk-ı dîli ateş-i sûzâne düşürdüm bir katre iken kendimi ummâne düşürdüm takrîr edemem derd-i derûnum, elemim var mevlâ'yı seversen beni söyletme, gamım var dinle sözümü sana direm özge edâdır dervîş olana lâzım olan aşk-ı hüdâdır âşıkın nesi var ise mâşûka fedâdır semâ safâ, câna şifâ, rûha gıdadır ey sofu bizim sohbetimiz câna safâdır bir curamızı nûş idegör derde devâdır hâk ile ezel ettiğimiz ahde vefâdır semâ safâ, câna şifâ, rûha gıdadır aşk ile gelin tâlib-i cûyende olalım şevk ile safâlar sürelim, zinde olalım hazret-i mevlânâ'ya gelin bende olalım semâ safâ, câna şifâ, rûha gıdadır... şem : mum ruh : yanak, yüz, çehre cisim : ruha ve cana karşıt olarak gövde, beden pervâne : gece kelebeği (geceleri ortaya çıkarak ışık çevresinde uçmalarıyla tanınan, ateşin etrafında dönüp sonunda kendilerini o ateşe atarak yanan kelebekler) evrâk : sayfalar, yapraklar dîl : gönül, yürek sûzan : yanan, kavrulan; yakan, yakıcı katre : damla ummân : engin deniz, okyanus takrîr etmek : anlatmak derûn : iç, içeri, iç taraf elem : ruhsal sıkıntı, tedirginlik; acı, dert, keder, üzüntü gam : tasa, kaygı, üzüntü özge : başka; yabancı edâ : tavır, davranış; naz, işve; anlatım biçimi, üslup hüdâ : tanrı; sahip, efendi mâşûk : sevilen, kendisine aşık olunan (erkek) safâ : sefa; gönül rahatlığı, rahatlık; saflık, duruluk sofu : dinin buyruk, yasak ve gereklerine uymakta aşırı derecede titiz davranan (kişi) cura : şarabın kadehte kalan son damlası nûş : içen, içici; zevk ve safa nûş etmek : içmek ezel : başlangıcı belli olmayan geçmiş zaman; öncesizlik ahde vefâ : sözünde durma, sözünü yerine getirme cûyende : arayan, arayıcı bende : bağlanmış kişi, tutsak; kul, köle; hizmetkâr

Tags : Classical, Turkish, Music, semazen, sema, grubu, kızıl, ordu, korosu, mehteran, mehter, takımı, segah, ney, taksimi, taksim, tekbir, salat-ı, ümmiye, salavat-ı, şerif, niyaz, ilahisi, şemi, şem'i, şem-i, ruhuna, cismimi, pervane, düşürdüm, ilahi, Buhurizade, Mustafa, Itri, Efendi, Sultan, Veled, mehterbaşı, Kürşat, Tuncay, rus, koro, şefi, Viktor, Yeliseyev, turkuazahmet, dinle, sözümü, sana, direm, özge, edadır, safa, cana, şifa, ruha, gıdadır, moskova, türkiye, rusya, dostluk, 2008, lale, türk, tasavvuf, musikisi, müziği

 CrazyMotion on Facebook