ADVERTISEMENT
>> CLOSE <<

Belgin gök -- sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul

 Uploaded turkuazahmet on Youtube
Bookmark and Share 

 Description

Hayâl şehir git bu mevsimde, gurûb vakti, cihangir'den bak! bir zaman kendini karşındaki rûyâya bırak! başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan; güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan; o ilâh isteyip eğlence hayâlhanesine, çevirir camları birden peri kâşanesine. som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka benzer üç bin sene evvelki mutantân şarka. mestolup içtiği altın şarabın zevkinden elde bir kırmızı kâseyle ufuktan çekilen nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı böyle ma'mûr eder ettikçe hayâl üsküdar'ı. o ilâhın bütün ilhâmı fakat ânîdir; bu ateşten yaratılmış yapılar fânîdir; kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı, az sürer gerçi fakir üsküdar'ın saltanâtı; esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına; serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına, ezelî mağfiretin böyle bir ikliminde altının göz boyamaz kalpı kadar hâlisi de. halkının hilkâti her semtini bir cennet eden karşı sahilde karanlıkta kalan her tepeden, gece bir çok fukara evlerinin lambaları en sahih aynadan aksettiriyor üsküdar'ı... gurûb : güneşin batışı; günbatımı vehim : kuruntu; yersiz korku, evham; yanılsama, aslı olmayan düşünce, kanaat ilâh : çok tanrılı dinlerde ve mitolojide, üstün yetenekleri olduğuna ve evreni yönettiğine inanılan erkek tanrı hayâlhane : gölge oyunu oynatılan yer kâşane : büyük ve görkemli köşk, saray, konak, vb bir yapı som : içi dolu olan, dışı kaplama olmayan veya başka bir şeyle karışık olmayan mutantân : gösterişli, tantanalı, şatafatlı; görkemli; parlak, süslü; gürültülü, patırtılı şark : doğu ma'mûr : imar görmüş, bayındır ilhâm : etkilenme veya çağrışım yoluyla içe doğan yaratıcı duygu, coşku, düşünce; esin âni : bir anda olup biten, birdenbire gerçekleşen; ansızın; apansız fâni : gelip geçici, ölümlü esef : acınma, yerinme servi : divân şiirinde sevgilinin boyuyla ilgili benzetme öğesi (ince, uzun boylu) ezel : başlangıcı belli olmayan geçmiş zaman, öncesizlik mağfiret : tanrı'nın kullarının günahlarını bağışlaması, affetmesi; af, bağışlama iklim : psikolojik ortam, çevre kalp : (para, altın için) aslı taklit edilerek yapılmış veya basılmış olan;sahte hâlis : katışıksız, saf, arı hilkât : yaradılış, huy, tabiat; doğuştan gelen özelliklerin tümü; yaratılma, yaratılış, yaratılmış olan şey sahih : gerçek, doğru, açık şiirler : yahya kemal beyatlı bestekâr : münir nurettin selçuk makâm : hicâz usûl : semâî sana dün bir tepeden baktım azîz istanbul görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer nice revnâklı şehirler görünür dünyada lâkin efsûnlu güzellikleri sensin yaratan yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rûyâda sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan... sana dün bir tepeden baktım azîz istanbul... revnâklı : göz alıcı, parlak, güzel, görkemli lâkin : ama, ancak, fakat efsûnlu : büyülü, sihirli

Tags : belgin, gök, murat, kadir, turkuazahmet, sana, dün, bir, tepeden, baktım, aziz, İstanbul, hayal, şehir, Üsküdar, klasik, tsm, şiir, şarkı

 CrazyMotion on Facebook